
Jakobenizm ve Kemalizm
Türkiye’de pek çok kavram gibi Jakobenizm de son derece keyfî ve öznel bir biçimde kullanılıyor. Liberal aydınlar Jakobenizmi anti-demokratiklikle eşdeğer kullanırlarken, İslamcı çevreler, anti-demokratik anlamına ilaveten, onu “din karşıtı” katı laik ya da seküler düşünce biçimlerini nitelemek amacıyla kullanıyorlar. Buna karşılık, “ulusalcı” ya da “ulusal sol” olarak nitelendirilen çevreler ise bu kavramı, olumlu anlamda kullanıyorlar. Tartışan tarafların ortak noktaları, Jakobenizmi her halükârda Kemalizm ile ilişkilendirmeleri ve bu ilişkilendirmeyi Jakobenlerin Fransız Devrimi dönemindeki fikir ve eylemlerinden değil, kavramın sonradan kazandığı (“elitist”, “anti-demokratik”, “seküler” gibi) anlamları üzerinden yapmalarıdır. Bu derinlikli çalışma, hem Jakobenizmi ve Kemalizmi hem de bu iki ideoloji arasındaki ilişkiyi (ya da ilişkisizliği) maddeci bir tarih anlayışıyla, sınıf mücadelelerinin bir sonucu olarak kavramaya çalışıyor. “Bu kitap, Jakobenizm ile Kemalizm arasındaki ilişki üzerine yapılmış ilk ve en derinlikli bilimsel çalışma olma özelliğini taşıyor. Kitapta bu iki siyaset, belli bazı karakteristik özellikleri açısından kıyaslanıyor, benzerlik ve farklılıkları belirlenmeye çalışılıyor. Ayrıca kitapta, Türkiye Burjuva Devrimi sürecinin düşünsel uğrakları ve kadrolarının siyasal formasyonuyla ilgili önemli bilgiler ve değerlendirmeler de yer alıyor. Gerek literatüre katkısı gerekse düşünce dünyamıza ışık tutması açısından bu değerli çalışmanın yayınlanması çok yerinde olmuştur.” Tülin Ongen

Savaş Gelinleri
“İlk kitabı Savaş Gelinleri’ni okuduğum andan itibaren, Helen Bryan’ın geniş bir okur kitlesine sesini duyurabileceğinin farkındaydım. İlgi çekici hikâyeleri ve eşsiz karakterleriyle büyük yankı uyandıracağından şüphem yoktu. Dünya çapında bir milyon okur tarafından keşfedilip sevilen bir yazar haline gelmesinden mutluluk duyuyoruz.”
-Terry Goodman, Amazon Publishing
Beş kadın, beş farklı geçmiş ve bir savaş.
Savaş, Avrupa’dan İngiltere’ye sıçramak üzereydi. Normalde sessiz sakin bir kasaba olan Crowmarsh Priors, bomba tehdidiyle şehirden taşraya tahliye edilen insanlarla tepetaklak olmuştu. Beş kadın tam da bu karmaşanın ortasında, hayatlarını sonsuza dek değiştirecek bir arkadaşlık kuracaktı.
Alice Osbourne’un hayatı, nişanlısı Richard Fairfax’in Amerika’dan başka bir kadınla dönmesi üzerine altüst olmuştu. Evangeline Fontaine’in Richard’la İngiltere’ye kaçmak için kendince sebepleri vardı; ortaya çıksa büyük bir skandal yaratacak sebepler. Elsie Pigeon ise şehirde ailesiyle yaşadığı evden zorla alınıp taşraya hizmetçi olarak yollanmıştı. Ancak bunu Londra’da sürdürdüğü fakir hayattan bir kaçış imkânı olarak kullanmak istiyordu. Tanni Zayman, Nazilerden son anda kaçan genç bir Yahudi kızdı. Yeni doğmuş oğluyla, ailesinin geri kalanının Almanya’dan gelmesini bekliyordu. Son olarak da sosyetenin kurallarına uymak istemeyen, korkusuz Frances Falconleigh vardı. Babası her ne kadar engel olmaya çalışsa da Frances, bir şekilde savaşta işe yarar bir şeyler yapmanın yolunu arıyordu.
Savaşın şiddeti arttıkça bu genç kadınların arkadaşlığı güçlenecekti ve tam elli yıl sonra Crowmarsh Priors’a zafer kutlamalarının yıldönümü için gittiklerinde tekrar bir araya geleceklerdi. Geçmişten yarım kalan hesapları vardı ve intikam zamanı gelip çatmıştı.

Ne Yesem Dokunuyor
Bir insana yediği her besin dokunabilir mi?
Ağrıyı kesmek için kullanılan ağrı kesiciler ağrıyı artırabilir mi?
Ne yaparsanız yapın fibromiyalji ağrılarından kurtulamıyor musunuz?
Yemeklerden sonra kafanızı toplayamıyor, konsantre olamıyor musunuz?
Stresli olduğunuzda yakınmalar kontrolünüzden çıkıyor mu?
İçtiğiniz çoğu ilaca “alerjiniz” mi var?
Sabahları dümdüz olan karnınız ilk lokmayla şişmeye başlayıp, akşam saatlerinde patlama noktasına mı geliyor?
Ailenizde migren, alerji, tiroid hastalığı, mide bağırsak yakınmaları sık mı?
Besinlerle aldığımız veya bağırsak bakterilerimizin sentezlediği histamini yıkamadığımız zaman kanda ve beyinde histamin düzeyleri yükselir; yalancı alerji bulgularından nörolojik yakınmalara, mide bağırsak şikâyetlerinden kaygı bozukluğuna, hiperaktif mesaneden uykusuzluğa uzanan çok geniş bir spektrumda yakınmalara yol açar.
Ne Yesem Dokunuyor’da nöroloji uzmanı Dr. Banu Taşcı Fresko; histamin intoleransının bulgularını, nedenlerini, mast hücresi aktivasyonu, eşlik eden hastalıklar ve diğer intoleransları bütün yönleriyle ele alıyor.
Histamin intoleransı, uzun COVID, mast hücresi aktivasyonuyla birlikte kendini gösteren yakınmalarla başa çıkmak için önerilerde bulunuyor.
Ne yeseniz dokunuyor, hangi besinin dokunduğunu anlamıyor ve ne yapacağınızı bilemiyorsanız bu kitap size yol gösterecek.

Kayıp Yazılar ve Diller
Eskiçağ yazı ve dilleri alanının uluslararası üne sahip uzmanlarından Johannes Friedrich tarafından kaleme alınan ve yayımlanmasından bugüne kadar geçen süre içinde öneminden ve bilimsel değerinden hemen hemen hiçbir şey yitirmeyen “Kayıp Yazılar ve Diller”, Mısır hiyeroglifleri ve çivi yazısı gibi, çözümlenme süreci tamamlanmış yazı sistemlerinden, Likçe, Karca, Frigce, Lidce, Sidece gibi, kısmen çözümlenmiş Eski Anadolu dillerine kadar, genel bir bakış niteliğindedir. Bu bağlamda, konusunda “ilk” ve hâlâ “tek” yapıt olma özelliğini koruyan “Kayıp Yazılar ve Diller”, ülkemizde Eski Anadolu Dilleri alanının çok az sayıdaki yetkili isimlerinden, Akdeniz Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Recai Tekoğlu’nun çevirisiyle Türk kültürüne kazandırılmaktadır.

Bir Kenttir Gidip Gideceğin Yer
Neredeyse üç kuşağın okuduğu, Kavafis’in Barbarları Beklerken adlı seçme şiirler toplamının 10. basımını, yeni çeviriler eklenmiş, gözden geçirilmiş biçimiyle, Bu Kenttir Gidip Gideceğin Yer adıyla yayımlamaktan kıvanç duyuyoruz. Fenerli bir aileden gelen, çocukluğunun bir bölümü Yeniköy ve Kadıköy’de geçiren; dizelerini İskenderiye’nin yanı sıra, Edessa’dan İzmir’e, Antakya’dan Amisos’a, eski Anadolu uygarlıklarının mekânlarında dolaştıran Kavafis’in Türkiyeli şiir se¬verlere böylesine cazip gelmesi doğal olmalı. “Şii¬rin feneriyle” tarihin karanlık mahzenlerine giren bu eşsiz şairin dizeleri, geleceğe ışık tutuyor.
Daha güzel bir toplumda, ilerde
Bir başkası tıpkı bana benzeyen
Çıkar kuşkusuz, yaşar özgürce

Yüz Okuma Sanatı
Çin evrenbilimi prensipleri çerçevesinde yapılan yüz okuma çalışmaları, geleneksel Çin tıbbının bir dalı olarak “kişilerin iç dünyası, sağlık durumları ve davranışsal eğilimlerinin bir çıktısının alınması” şeklinde değerlendirilebilir. “İnsan Tanıma
Yöntemleri” üzerine çalışan Murat Kaplan’ın Yüz Okuma Sanatı 3 kitabında paylaştığı temel yüz okuma ve karakter analizi bilgilerinin öncelikli amacı:
• Kişinin kendisini daha iyi tanıması,
• Bireyin, sosyal ve mesleki ortamlarda sergilediği davranışları hakkında yüksek düzeyde farkındalık geliştirmesi ve daha isabetli tercihlerde bulunmasına yönelik enstrümanlar edinmesi,
• Kişinin birlikte yaşadığı veya çalıştığı insanları daha sağlıklı kriterlerle -önyargı, varsayım ve dış etkilerden bağımsız- şekilde tanıyabilmesi adına gerekli temel becerilere sahip olması ve farkındalıkla donanmasıdır.
Murat Kaplan, serinin üçüncü kitabında yüz okuma yöntemlerini, beden dili, nörolojik kodlar, el yazısı, imza analizi ve karalamalar gibi yeni başlıklarla destekliyor. Yüzümüz “kim olduğumuzu, bugüne kadar nasıl yaşadığımızı, neler hissettiğimizi, gelecekte kim ya da ne olabileceğimizi, nasıl tepkiler verip ne tür bir algıyla yaşayabileceğimize ilişkin olasılıkları gösteriyor. Bahsi geçen bu detayları anlamak, yüzümüz değiştikçe algı ve davranış sürecimizin değişeceği, algı ve davranış tercihlerimiz değiştikçe de yüzümüzün değişeceği gerçeğinde yatıyor. Yüz Okuma Sanatı 3, kişinin geçmiş deneyimlerini, gelecekteki potansiyelini, bedende ve zihinde neler olup bittiğini merkeze alarak okurlara rehberlik etmeyi amaçlıyor.

Son Baba – Mario Puzo
Bu roman son mafya ailesi Clericuzio ların destandır. Bir yıl önce yaşantısındaki en vahşi intikam savaşından zaferle çıkan Don Domenico, torunlarına yepyeni bir yaşam sağlamaya karar verir. Amacı mafya damgasını yiyen ailesini bütün suçlamalardan kurtarmaktır. Ancak aile içinde Don un kendi elleriyle ektiği kötülük tohumları yeşermeye devam etmektedir. “Son Baba”, Puzo nun unutulmaz romanı “Baba”dan sonra yazarlık yaşamında güçlü bir atılımdır.

Star Wars – Darth Vader Türkiye Özel Cildi
Kehanete göre güce dengeyi getirecek kişi o olacaktı….
Yaşayan tüm canlılar arasında özel ve seçilmiş biri olacaktı…
Gücü kullanma şekliyle, sevgisiyle ve en önemlisi eşi bulunmazlığıyla karanlığı evrenden silecekti…
Oysa o karanlığın efendisi olmayı seçti, ve belki içindeki ışık sonsuza dek kaybolmuş olsaydı, bunu başaracaktı da…
Ama yine de kehanet gerçekleşti. Kaçınılmaz olan olması gerektiği gibi, olması gerektiği anda ve olması gerektiği şekilde gerçekleşti!
Kara zırhın arkasında yine de bir insan duruyordu. Harap olmuş bedenini ayakta tutan makinalara rağmen, aydınlık tarafın küçücük bir ışıltısı orda saklanmış bekliyordu.
Cumhuriyet’in Sith Lordu tarafından yıkılıp, demir yumrukla yönetildiği dönemin öyküleridir burada anlatılanlar. Çok az kişinin bildiği o karanlık dönemin kısa hikayeleri.
Kimi düşündürücü, kimi eğlendirici, kimi üzücü…
Ama yine de umutla dolu.
Karanlık Kadın’ın dediği gibi:
EN ZAYIF IŞIK BiLE ÇOK GÜÇLÜ PARLAR, KARANLIK TARAFINDAN KUŞALTILDIĞI ZAMAN!
Güç sizinle olsun…

Yıldız, Hilal ve Kalpak
“12 Mart ile 12 Eylül arası, Ankara’dır: Tunalıhilmi Caddesi’nde, gazete ‘mutfağı’ndan çıkıp ‘yayınevi mutfağı’na geçiyorum; ama adım, artık sürekli gazetelerde görünüyor; istesem de istemesem de, Türk basınında ‘köşesi olan’ birkaç ‘edip’ten birisiyim: Yeni Ulus, Yeni Ortam, Dünya, Milliyet, Söz, Meydan derken ‘Hilal, Yıldız ve Kalpak’ solculuğunun gazetesini çıkaran Yunus Nadi Bey’in Cumhuriyeti’ndeyim: İlk söyleşinin başlığı (Bir Sap Kırmızı Karanfil); tuhaf bu ya, herkesin unutmaya çalıştığını hatırlatmıştır: ‘O bir inkılapçıydı’.”
Elinizdeki kitap, Atilla İlhan’ın Ekim ’98 – Mart ’99 tarihleri arasında Cumhuriyet gazetesindeki köşesinde yayımlanan ve yazarın güncel sorunlarla yakın dönem tarihte yer alan olayları eklemleyen yazılarını bir araya getiriyor.

Pruva Neta : Kayıp Rota Üçlemesi
Sayın Hanımefendi ya da Beyefendi; bu notu bulduğunuza göre sizler de bizim gibi sağ kalanlardansınız. Biz mi size yardım edebilecek vaziyetteyiz yoksa siz mi bizden daha iyi durumdasınız, bunu elbette bilemiyoruz. Lâkin tek bildiğimiz bu felaketten kurtulmak için sağ kalan tüm iyi insanların birleşmesinin zaruri olması. Aksi takdirde bu savaşı kötülük kazanacak. Lütfen acilen aşağıda yazılı koordinatlara ulaşınız ve bizimle irtibata geçiniz. Esenlikler dilerim.”
T.Wilson McLorry
Kaptan Vitaly ve mürettebatının son macerasının üzerinden yalnızca on gün geçmişti ve her tarafı kaplayan engin mavilikte amaçsızca dolaşmayı sürdürüyorlardı. Ta ki tanımadıkları birinden aldıkları bu gizemli mesaja kadar. Yine hiç beklemedikleri bir anda, esrarengiz bir şekilde çetin bir mücadelenin içine çekilen kahramanlarımız, bu defa kendilerini daha evvel hiç karşılaşmadıkları kadar zor şartlardaki bir ölüm kalım savaşının ortasında bulurlar. Eski dostlar ve yeni düşmanlarla karşılaşan Kaptan Vitaly ve mürettebatının nefes kesen son yaşam mücadelesini konu alan PRUVA NETA, okuyucusuna son ana kadar merakta bırakan gerilim dolu bir final vadediyor.”