• Bize Ulaşın
    0537 364 0921
  • Bostancı / İstanbul

Parıltılar

“Bu ana kadar hep galip gelenler, bugün hükmedenlerin altta kalanları çiğneyerek ilerlediği zafer alayında yerlerini alırlar. Her zamanki gibi ganimetler de alayla birlikte taşınır. Kültürel zenginlik denir bunlara…

Kültürel zenginlikler, hiç istisnasız dehşet duygusuna kapılmadan düşünülmeyecek bir kökene sahiptir. Varlıklarını sadece onları yaratan büyük dehaların çabalarına değil, aynı zamanda o çağda yaşamış nice adı sanı bilinmeyen insanın katlandığı kültürlere de borçludurlar. Hiçbir kültür ürünü yoktur ki, aynı zamanda bir barbarlık belgesi olmasın. Ve kültür ürününün kendisi gibi, elden ele aktarılma süreci de nasibini alır bu barbarlıktan…”

Read More

Mithradates

Kral babası öldürüldükten sonra kendisini de yok etmek isteyen annesinin elinden kaçmak için en yakın arkadaşlarıyla ergen yaşlarda evlerini terk ederek yıllarca Karadeniz dağlarında kaçak yaşayan Sinop doğumlu efsanevi Pontos Kralı VI. Mithradates Eupator (MÖ 135/134- MÖ 63), bir yandan kuvvet, çeviklik, zor şartlara dayanıklılık, cesaret, azim gibi bedensel ve zihinsel melekeler geliştirirken bir yandan da doğanın hem hayat verici, hem de öldürücü gücünü; hayvanların, bitkilerin ve madenlerin zehir ve panzehirlerini keşfetmiştir. En zor şartlarda yıllarca peşinden gelen çekirdek kadrosuyla beraber yürekli bir genç adam olarak şehre indiğinde iktidara el koyup annesini öldürtmüştür.

Soyunu dayandırdığı Pers Kralı Dareios ile Büyük İskender’in azametine ve Roma’ya rakip Doğulu bir imparatorluk vizyonuna sahip becerikli ve hırslı bir hükümdar olarak Karadeniz çevresine hakim olduktan sonra hükmünü, kurtarıcı olarak görüldüğü Anadolu’ya ve Yunanistan’a yaymıştır. MÖ 88 yılında Anadolu’da yaşamakta olan seksen bin Romalının katledilmesini sağlamak için yerel güç sahiplerini örgütlemiştir. Ancak bu katliam bile elli yedi yıllık hükümdarlığının kırk yılını Roma karşısında savaşarak geçiren, her yenilgisinden sonra güçlerini toparlayıp tekrar karşılarına dikilme becerisi gösteren Mithradates’in nihai mağlubiyetini önleyememiştir. Maceralı hayatı boyunca bir yandan düşmanlarının üzerinde yaptığı denemelerle zehirler konusundaki bilgisini geliştirirken, düzenli biçimde küçük dozlarda alarak zehire direnç kazanmak olan mitridatlama yöntemini kendi üzerinde mükemmelleştirmiştir. Ömrünün son deminde oğlunun ihaneti sonucu kıstırılınca Romalıların eline geçmemek için içtiği zehirin onu öldürmediği söylenir.

Read More

Napolyon’dan beri Avrupa

Napolyon’dan bu yana, o dönemin tüm ana konularını kapsayan bir Avrupa tarihi.

Bu kitap Avrupa’nın son 150 yıllık tarihini sunmaya çalışır. Bu çalışma, aynı anda birkaç ulusu aşan eğilimlerin oldukça özel bir tarihsel önemi – zemin kazanıyor. Eğer bu eğilimler memnuniyetle karşılanırsa, Ayrı hükümet politikalarından ziyade, tarihsel çalışma için iyi ve ilginç bir odak noktasıdır. çünkü böyle bir yaklaşım, Avrupa çalışmalarına daha büyük bir uyum ve tutarlılık verebilir.

Read More

Gayrinizami Harp

Küresel silahlı çatışmalara bakıldığında en fazla öne çıkan muharebe türünün, yeni nesil tezahürleriyle gayrinizami harp ve gayrinizami kuvvetlere karşı harekat olduğu söylenebilir. Bu önemine karşın, Türkçe literatürde gayrinizami harp hak ettiği değeri görmemiştir. Gizli Teşkilatlar Serisi’nin elinizdeki yeni kitabı ülkemizde henüz emekleme aşamasında olan gayrinizami harp çalışmalarını marjinal bir konu başlığı olmanın ötesine taşımaya katkı sağlamayı amaçlamaktadır.

Brian Hughes ve Fergus Robson’ın editörlüğünü üstlendiği kitap okuyuculara zaman ve mekanda oldukça geniş bir yelpazede, dikkat çekici birçok konu başlığı sunuyor. Ayaklanma ve ayaklanmaya karşı koyma çerçevesinde kitapta, Afganistan, Cezayir, Filistin, İrlanda ve Amerika’daki modern örnekler işleniyor. Dahası kitap kronolojik olarak M.Ö. 7. yüzyıla kadar geri giderek gayrinizami harp uygulamalarındaki kesinti, kopukluk ve değişimin yanı sıra süreklilikleri de görmemizi sağlıyor. Fransız Ordusu’nun Vendée, İtalya, Mısır ve Suriye’de ayaklanmalar ve şiddetli mukavemet karşısındaki tutumu, freebooter’ların Hollanda’da yürüttüğü küçük savaş, geç dönem Ortaçağ İskoçya’sında  gerilla harbi, M.Ö. 2. yüzyıl  Mısır’ında gerilla harbi ve eski Yunan savaş tarzındaki çeşitlilik kitapta işlenen diğer konu başlıkları.

Read More

Tanrı Beni Görüyor mu?

“Başkalarını nasıl gördüğümü biliyor musun? Nereden bileceksin ki… İnsan sadece kendi gözleriyle yanılır. Bulanık bir aşk yaşamıştım bir zamanlar. Beni yanılgılara sürüklemişti. Hayatın anlamını bulduğumu düşündürtmüştü. Sen inanmazdın, ama bir şey demezdin. Suskunluğunu hiç bölmedim o yüzden. Sen sustukça, ben insan aklının olmadığı bir yere gitmek isterdim: Dünyayı anlamlandıran bakışın olmadığı, ağaçlarının iç boşluğuma doğru büyüdüğü…”

Şehrin ve hayatın onları sıkıştırdığı köşeden kaçarak, hayal kurarak, düşünerek, mücadele ederek çıkmaya çalışan ya da çıkmak zorunda kalan bu insanlar, yazının içinden imdat istercesine sesleniyor. Görülmek, sayılmak, bilinmek için… Farklı anlatım biçimlerini araştırdığı bu kitabında Murat Gülsoy, biçare hallerimizin koridorlarında gezinmeye devam ederken, “zihnin yangın yerinden kurtarılmış par¬çalar”ı irkiltici, düşündürücü bir çerçeveyle sunuyor bize.

Read More

Parlak Yıldızlardık O Zaman

Türkiye’de kültür incelemelerinin gelişmesinde, özellikle popüler kültürün sosyal teorinin “muteber” bir konusu haline gelmesinde öncü rol oynayan Meral Özbek’e armağan olarak hazırlanan bir derleme Parlak Yıldızlardık O Zaman. Sinemadan edebiyata uzanan yazılar, gündelik hayatın içindeki sınıf mücadelelerinin, toplumsal cinsiyet meselelerinin, insan varoluşunun canlı görünümlerini sunuyor.

Read More

İslam ve Batı

Bernard Lewis, Orta Doğu ve İslam tarihi konusunda tartışmasız en büyük tarihçidir. Orta Doğu, Türk, İslam ve Arap tarihi üzerine yazdığı iki düzineden fazla kitap ve sayısız makale onun büyüklüğünün göstergesi olarak düşünülebilir. Fakat Bernard Lewis’i batılı diğer tarihçilerden farklılaştıran ve tarih alanındaki büyüklüğünü belirleyen şey, İslam’a ve Orta Doğu’nun kültürlerine önyargıdan uzak nesnel bir tutum almış olmasıdır. Ünlü Fransız tarihçi Robert Mantran, “Bilinmeyen ya da yanlış anlaşılmış bir evrenin kapılarını açan; bu evrenin din, düşünme tarzı, iktidar algıları, kültür gibi en mahrem alanlarına sizi götüren; genellikle önyargılı, yanlış ya da taraflı kavramları yerle bir eden bir yazarın ve bu yazarın kitaplarının etkisi altında kalmaya kim direnç gösterebilir ki.” diye yazmaktadır.
 
İslam ve Batı, çeşitli süreli yayınlarda İngilizce olarak yayınlanmış on bir makaleden oluşuyor. Makaleler üç ana başlık altında düzenlenmiş: Karşılaşmalar, Çalışmalar ve Algılar, İslam’ın Yanıtı ve Tepkisi. Bu makalelerde Lewis, İslam ve Hristiyanlığın ilk kez karşı karşıya gelmesinden başlayarak birbirlerini anlama çabalarını ve bir arada yaşama koşullarını inceliyor. Ona göre İslam ve Hristiyanlık ya da Batı iki kardeş uygarlığı temsil etmektedir ve ayrılıklarından ziyade benzerliklerinden dolayı çatışma içinde olmuşlardır. Lewis, “1400 yıldan daha uzun bir süredir, İslam ve Hristiyanlık, genellikle birbirine rakip zaman zaman da düşman ama her zaman komşu olarak yan yana yaşadılar. … Asya ve Afrika’nın daha eski inanç ve kültürleriyle kıyaslandığında, İslam ve Hristiyanlık ortak bir mirasa sahiptir ve –çoğunlukla ihtilaflı olsa da- ortak bir coğrafyayı paylaşan kardeş dinlerdir. …  Bu uzun ve maalesef hiç bitmeyen mücadelede bu iki uygarlık, farklılıklarından daha çok benzerliklerinden dolayı birbirlerinden ayrılmıştır.”

Read More

Felsefi Masallar

Felsefi masallar: Hikayeler, kurgular, uydurmalar, yanlış ifadeler, hileler, palavralar, kuyruklu yalanlar. Ya da sadece yanlış beyanlar, kaçamak cevaplar ve tamamen gerçeğe dayalı olmayan anlatılar… Elinizdeki kitap, büyük felsefi masalları derleyen, çözümleyen ve nakleden, bir tür “alternatif” felsefe tarihi çalışması. Felsefenin kendisine uygulanan felsefi bir yaklaşım. Bu yaklaşım bazı kritik soruları tetiklemekte: Büyük filozoflar nereden geliyor? Fikirlerinin kaynağı ne? Neyin önemli, neyin önemsiz olduğuna kim karar veriyor? Filozoflar içinde neredeyse hiç kadın olmaması ve çoğunun varlıklı aristokrat erkeklerden oluşması bir tesadüf mü? Çinli ve Hintli filozofların Avrupa üzerindeki etkisi çok mu azdı gerçekten? Neden Descartes’ın “modern” felsefesi Tanrı’ya ilişkin geriye dönük referanslarla dolu? Hegel (Schopenhauer’in iddia ettiği gibi) yazmayı beceremeyen bir budala mı, ya da basitçe, çoğumuz için çok mu zor? Yoksa şu devasa bilgi mabedinin Marksist tarzda bir yapısökümüne mi girişmek gerekiyor?

Bu kitap, muhteşem bir denize parmaklarının ucunu daldırmak veya belki de birkaç yeni simanın girmesine izin vermek için felsefi Pantheon’u biraz “iteleme” girişimidir. Elbette amaç “yıkmak” değil, felsefenin yeniden canlandırılması. Mesele, “filozoflar”ın geri kalanımızdan farklı olmalarının gerekip gerekmediği ya da hakiki filozoflar olup olmadıkları yahut bizzat felsefenin tümden saçmalık, zırva, palavra, boş laf ve ıvır zıvır olup olmaması değil. Mesele, daha ziyade, felsefenin çok daha müşterek bir süreç olması ve bilgiyi hiyerarşik olarak inşa etmek isteyenlerin bilinmesini istediğinden çok daha incelikli olmasıdır; herkes için felsefe ve düşüncenin, herkes için olabildiğince demokratikleşmesi…

Read More

Maxwell Sim’in Aşırı Özel Hayatı

Hayat her zaman iyi gitmez. Maxwell Sim için de şimdi bu buhran zamanlarını yaşamanın vakti gibi. Evde, işte, sokakta insanın kendini sorgulamaya götüren depresyonu yeni maceraların da başlangıcı olabiliyor zaman zaman. ‘Yapılması gerekenler’ ile ‘daha zamanı gelmemişler’ denkleminde bir hesaplaşma derdi işleri daha da karmaşıklaştırıyor.

Bir şeylerin bittiği, yenilerinin başladığı yerde bir kaybolma ve bulma hikayesi. İleri giderken geçmişe yapılan yolculukta yön bulmak her zamankinden zor.

Klasik bir Jonathan Coe inceliğine sahip Maxwell Sim’in Aşırı Özel Hayatı ya da belki de hepimizin hayatı için bir kılavuz olan roman, karşılaşmaların ve insan derinliklerine yolculuğun nitelikli edebiyatı. Maxwell Sim içimizden birilerini hatta belki de bizi anlatıyor; tüm başarı ve başarısızlıklarımızın bir toplamı olarak.

Read More

Yaşam Koçum Aristo

Zamanda yolculuk yaparak iki bin yıl kadar geriye gidin ve Atina Okulu’nda tam gün boyunca on iki büyük
filozoftan hayat dersleri aldığınızı hayal edin. Aristo, Platon, Sokrates, Epikuros gibi yaşam ustaları, bu
okulda size yaşam koçluğu yapıyor.
Bugün “kişisel gelişim” başlığı altında ele alınan konuları antik çağın en büyük filozoflarının da tartıştığını
biliyor muydunuz? Zaten felsefenin temel sorularının hepsi de hayatla, varoluş nedenlerimizle ilgilidir. Bu
sorulara en parlak, en derin yanıtları veren büyük filozoflar kişisel gelişimi bir “yaşama sanatı” olarak ele alıyor.

Ve bu sanatın o büyük filozoflar tarafından öğretildiği bu rüya gibi okuldan mezun olduğunuzda daha iyi,
daha anlamlı, daha mutlu, daha doyurucu bir hayata ilişkin sorularınızın yanıtlarını bulmuş, yaşama
sanatının sırrına ermiş olacaksınız.

Aşağıdaki ders programı fazla söze gerek bırakmıyor:
Sokrates: Sokak Felsefesi Sanatı (Açılış Dersi)
Epiktetos: Kontrolü Elden Bırakmama Sanatı
Musonius Rufus: Saha Çalışması Sanatı
Seneca: Beklentileri Yönetme Sanatı
Epikuros: Anın Tadını Çıkarma Sanatı
Heraklitos: Kozmik Tefekkür Sanatı
Pisagor: Ezber ve Efsun Sanatı
Septikler: Kuşkuyu Geliştirme Sanatı.
Diyojen: Anarşi Sanatı
Platon: Adalet Sanatı
Plutark: Kahramanlık Sanatı.
Aristo: Gelişim Sanatı
Sokrates: Ayrılık Sanatı (Mezuniyet Dersi)

Read More