• Bize Ulaşın
    0537 364 0921
  • Bostancı / İstanbul

Dağların Gazeli Maraş

Evliyâ Çelebi’nin şiirsel bir dille ve hayranlıkla anlattığı Maraş, gerçekten “dağlar ile kilitlenmiştir”. Maraş’ın şiiri de, kesif bir sessizliğin hüküm sürdüğü, dört yanını saran dağlarında gizli olsa gerek. Dağların Gazeli Maraş’ta şehri kronolojik açıdan geçmişinden bugüne kadar değerlendirmeyi değil, kültür tarihi ve mirasına odaklanan bir bakışla ele almayı hedefledik.

Filiz Özdem’in hazırladığı, Yapı Kredi Yayınları’nın on sekizinci şehir monografisi Dağların Gazeli Maraş’a, fotoğraflarında insan dokusunu çok seven Tahsin Aydoğmuş’un gözünden bakacaksınız. Değerli katkılarıyla kitabımıza bir boyut kazandırdı.

Read More

1770 Çeşme Deniz Savaşı | 1768 – 1774 Osmanlı Rus Savaşları

Çeşme Deniz Savaşı Osmanlı Donanması açısından önemli bir kilometre taşı niteliğindedir. Osmanlı İmparatorluğu’nda modern anlamdaki ilk ilim ve bilim yuvalarından olan Deniz Harp Okulu’nun temellerinin atılmasına vesile olduğundan, herkes tarafından bilinmesi ve dikkatlice incelenmesi gerekir.

1770-1774 yılları arasında beş sene boyunca Ege Denizi’nde kalan Rus Donanması’nın 2 Kasım 1772 ve 9-10 Haziran 1774 tarihleri arasında iki kez daha Çeşme Limanı’na gelerek kaleyi ve şehri topa tutmaları oldukça ilginçtir. Bu süre zarfında Ruslar Anadolu kıyılarında sadece Çanakkale’yi ve Bodrum´u birer kez topa tutmuşlardır. Ege´deki onlarca liman ve şehir dururken neden üçüncü defa Çeşme’nin bu şekilde tahrip edilmek istendiği hususu, tarihçilerin ve strateji uzmanlarının üzerinde derinlemesine tartışmaları gereken bir konudur.

1770 yılının 6 Temmuz gecesi Çeşme Limanındaki Osmanlı donanmasına Rus donanması tarafından gerçekleştirilen baskın, dönemin Osmanlı deniz gücünün tümüyle yok olmasıyla sonuçlanmıştı. Bu büyük yenilgiye rağmen Çeşme Deniz Savaşı, Osmanlı tarihi açısından önemli bir dönüm noktası teşkil eder. Bu savaş nedeniyle Osmanlı İmparatorluğu denizcilik teknolojisinin geri kaldığını fark etti ve donanmanın modernleştirilmesi için ilk girişimleri başlattı. Deniz Harp Okulu’nun temelleri de bu savaşta alınan ağır yenilginin sonrasında atıldı.

Savaşın tüm ayrıntılarıyla ele alındığı ‘1770 Çeşme Deniz Savaşı’ adlı kitabı tarihseverlerin beğenisine sunuyoruz. Oğuz Aydemir ve Ali Rıza İşipek’in hazırladıkları kitapta; Rus Donanması Komutanı Kont Aleksi Orlov’un bizzat yazıp imzaladığı, aralarında Türk savaş gemilerinin özelliklerini ve mevkilerini gösteren çizimler, Kont Orlov’un savaş planları, Çeşme baskını öncesi taktikler ile Kont’un gemilerine gönderdiği hücum emirlerinin bulunduğu belgeler de yer alıyor.

Read More

ERTE – Grafik Çizim


Erté tarafından seçilen giriş ve metinler Sanatçının eserlerinin 208 tam sayfa çizimi..

Fransız sanatçı ve tasarımcısı Erté moda, mücevher, grafik sanatlar, kostüm ve film, tiyatro ve opera ve iç dekor için set tasarımı da dahil olmak üzere bir dizi alanda 20. yüzyıl sanatçısı ve tasarımcısıydı.

Erté, daha sonra, dünyanın modernizm ile çok hızla değiştiği bir dönemde, bu değişimin merkezlerinden biri olan Paris’te yaşamıştır. Sanatçının, yaşadığı dönemde, yeni bir üslubun ve modern kadın imgesinin ortaya çıkmakta olduğunu farketmesi, bu değişimi yakalaması ve değişim üzerinde söz sahibi olması, kişiliği ve yeteneği ile bu değişimi biçimlendirmesi ve eserleriyle ifade etmesi, onu Art Deco’nun öncü sanatçılarından biri yapmıştır.

Read More

Oryantalistlerin İstanbulu

Oryantalizm, hem ressamların, hem Batılı gezginlerin anılarının ürünüdür. Kitapta bir yandan İstanbul’u betimleyen resimleri ve bu resimlere açıklık getiren, çoğu zaman taraflı ya da abartılı, gezi anılarıyla Oryantalist bakış açısını verirken, diğer yandan 19. yüzyıl İstanbul’unun gerçekte nasıl olduğunu nesnel tarihsel verilerle göstermeye çalıştık. Oryantalist ressamların hayallerindeki bu egzotik Doğu kentini modernleşmenin etkisiyle değişmeden önceki görünümüyle tuvallerine aktararak korumak istemeleri gibi, biz de bu gün unutulmuş ve büyük ölçüde yok olmuş bulunan 19. yüzyıl İstanbul’unu çalışmamızda yaşatmak istedik.

Read More

Türk Sinema Tarihi

Fikret Hakan, Kendi tanımlamasıyla üç sıçrayış yapar: “Bab-ı âli’ye, Pera’ya, sonra da sinemaya.” Fikret Hakan bu üçlü sıçrayış serüveninde 204 film, 28 televizyon dizisi, 3 şiir, 2 hikâye, bir araştırma kitabı ve 1 roman ile entelektüel yönden en donanımlı Türk oyuncularından biri olarak öne çıkmıştır. Fikret Hakan hem yıldız olarak, hem de karakter oyunculuğu ile her zaman var olmayı başarması açısından, Türk Sinema Tarihi’nde kendine özel bir kariyer oluşturmuştur. Aktör, “Hollywood star sistemi”nde uygulandığı gibi bir yıldız projesi değildir. Ancak dış görünüşü ve karizması ile sinemaya uygun bir aura’ya sahiptir. Köy delikanlısı, kent ezilmişi ya da zengin işadamı gibi geniş bir yelpazede, farklı rollerde seyirci karşısına çıkmıştır. Kendisine yapıştırılan bir “yıldız imgesi” yoktur. Ancak güç rollerin aranan oyuncusu olmuştur. Türk Sinemasının toplumsal gerçekçilik döneminin önemli filmlerinin birçoğunda Fikret Hakan başroldedir. Fikret Hakan’ın oyunculuk kariyeri 1952 tarihli Köprüaltı Çocukları ile başlar. Bu filmin öncesinde 1950’de tiyatro ile tanışır. Ses Tiyatrosu, Çığır Sahne, Cep Tiyatrosu, Küçük Sahne, Oraloğlu Saat 6 Tiyatrosu, kurucusu olduğu Sahne 8 ve Fikret Hakan Tiyatrosu gibi tiyatrolarda 1980’lerin sonuna kadar sahneye çıkar. Fikret Hakan’ın asıl çıkışı, 13’ü uğurlu rakamı olarak belirlemesine yol açan, 1955 tarihli, 13. filmi olan “Beyaz Mendil”dir.

Çevirdiği 204 filmi arasında başlıcaları şunlardır: Beyaz Mendil, Ak Altın, Gelinin Muradı, Kamelyalı Kadın, Dokuz Dağın Efesi, Üç Arkadaş, Yılanların Öcü, Karanlıkta Uyananlar, Keşanlı Ali Destanı, Bitmeyen Yol, Buzlar Çözülmeden, Ölüm Tarlası, Murad’ın Türküsü, Toprağın Kanı, Paralı Askerler, Köprü, Sürgün, Demiryolu, Toprağın Teri, Yalancı, Gerilla, Eğreti Gelin ve Umut. Fikret Hakan en fazla çizgi üstü, düzeyli filmde oynayan oyuncu olarak tarihe geçti. Dönemin işçisinin, göçerinin, mülkiyet konusunda ezilen köylüsünün yüzü oldu. 1950’lerde yeni olgunlaşmaya başlayan ve adını alan Türk Sinemasının, Yeşilçam’ın, daima yeni kalan oyuncularından olmayı başardı. Bir oyuncunun sansür, ekonomik zorluklar, piyasada var olabilme gibi konularla mücadelesini Fikret Hakan’ın oyunculuk serüveninde okumak mümkündür. Eskimeyen Yeşilçamlı Fikret Hakan, Türk Sinemasının çeşitli hallerine tanıklık ederken; sinema, tiyatro, şiir, öykü, roman gibi farklı alanlarda kendini ifade etmeye çalışan bir sinemacının da mücadele öyküsünün öznesi olarak alınmayı hak eden, önemli bir isim olarak adını tarihe yazdırdı. – Doç.Dr. Nigâr PÖSTEKİ

Read More

Willy Maywald Moda

Palais Galliera’da düzenlenen Kasım 1986- Ocak 1987 tarihli Willy Maywald sergisi için şık moda kataloğu [147] s.
Musee de la Mode et du Costume 1986 Wilhelm “Willy” Maywald (15 Ağustos 1907 21 Mayıs 1985) bir Alman fotoğrafçıydı. en çok portre ve moda fotoğrafçılığıyla tanınırdı. Erken yaşam ve eğitim Maywald 15 Ağustos 1907’de Alman İmparatorluğu’nun (bugünkü Almanya) Kleve kentinde bir otelci ailesinde doğdu. Sanatın estetiğine ilgi duyarak büyüdü. Maywald, Krefeld, Köln ve Berlin’deki Teknik Sanat Okullarında okudu. Onun avangard sanatçı olmasını sağlayan şey geniş eğitimiydi. Kariyer Okuldan sonra, Maywald 1931’de bu memlekete döndü ama kısa süre sonra şehrin kendisi için istediği kariyer için çok küçük olduğunu fark etti. Daha sonra, fotoğraf muhabirliği ve diğer modern sanatçılarla arkadaş olma kariyerine başladığı Paris’e taşındı. Bohem bir yaşam tarzını tercih etti ve sanatçılar, dansçılar, moda vb. gibi çeşitli konuları fotoğrafladı.

Maywald, kamerasıyla Fransa’da yaşamanın özelliklerini fotoğrafladı. Polonyalı bir fotoğrafçı olan Harry Meerson’ın asistanı oldu ve Meerson’dan fotoğrafçılıktan nasıl geçim yapılacağını öğrenmeye başladı. Maywald, 1942’de İsviçre’ye taşındı ve yabancılar için kamplarda esir tutuldu. 1943 yılında serbest meslek sahibi bir sanatçı olarak portre fotoğrafçılığına yeniden başlamasına izin verildi. Maywald, siyah beyaz fotoğrafçılığı ve çarpıcı ışıklandırmasıyla çok iyi biliniyordu. Ağustos 1946’da Paris’e geri döndüğünde ağırlıklı olarak moda ve ünlü fotoğrafçılığına odaklandı. Çeşitli moda tasarımcıları için fotoğraf çekti ve fotoğrafları uluslararası alanda tanındı. Maywald, benzersiz sahnelerde fotoğraf çekmesiyle tanınırdı. Konularını Paris sokaklarında fotoğraflayan ilk moda fotoğrafçılarından biriydi. Bu çeşitli yerlerde konularını fotoğraflamanın bir yolu vardı, ancak görüntü hala modele/giysilere odaklandı. Christian Dior’un seçkin fotoğrafçısı oldu. Maywald tanınmış tasarımcıların kreasyonlarını fotoğrafladı ve fotoğrafları Vogue ve Vanity Fair dahil olmak üzere birçok derginin kapağında yer aldı. Maywald, Dior’un ana fotoğrafçısı olmasına rağmen, o sırada diğer birçok moda tasarımcısı için de fotoğraf çekti. Modayı fotoğraflamakla birlikte, ünlülerin de fotoğraflarını çekti. Sanatçılardan film yıldızlarına ve sporculara uzanan bu ünlüler: Tamara Lempicka, Hans Arp, Georges Braque, Marc Chagall, Pablo Picasso, Le Corbusier, Fernand Léger, Joan Miró, Georges Rouault ve Maurice Utrillo. Maywald 1968’de emekli oldu ve 1985’te Paris’te öldü.

Read More

İstanbul İmparatorluklar Başkenti

Bir Yunan kolonisi olarak kurulan Byzantion, Bizans İmparatorluğu döneminde Konstantinopolis ve Osmanlılar döneminde de İstanbul adını aldı. Balkanlar’dan Kuzey Afrika’ya kadar bütün Doğu Akdeniz’i kaplayan iki büyük imparatorluğun başkenti olan kent, on altı yüzyıl boyunca onların görkemini yansıttı. Bu kitap, aynı yerleşim alanında, yüzyıllar boyunca şekillenen bu başkent uygarlığını sürekliliği içinde anlatıyor.

Byzantion’la başlayan, Roma İmparatorluğu’nun doğudaki yeni başkenti Konstantinopolis’in kurulmasıyla süren kitap, bu dönemin efsanelerle iç içe geçmiş muhteşem anıtlarını, Ayasofya Kilisesi’ne özel bir yer ayırarak tanıtıyor. Antik dünyanın çöküşünü ortaçağ Konstantinopolis’inin gelişimi izlerlerken, görkemli mozaiklerle süslü birçok kilise ve manastır, değerli ikonalar yazarın anlatısına eşlik ediyor. Bizans sanatının son döneminde, aynı zamanda Rönesans’ın ilk ışıklarına da tanıklık eden Hora Kilisesi’nin (Kariye Camii) muhteşem mozaikleri çıkıveriyor karşımıza.

Stefanos Yerasimos daha sonra, İlk Osmanlı başkentleri olan Bursa ve Edirne’deki Arap, İran ve Türk sanatlarının bireşimine değiniyor. Bu bireşim, 1453’te fethedilen ve Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olan İstanbul’da yeni bir boyuta sıçrayacaktır.

Osmanlı İstanbul’u, kent açısından da yeni bir iktidar coğrafyasının başlangıcına işaret eder. Topkapı Sarayı yüzünü Boğaziçi’ne döner ve imparatorluk ideolojisi giderek ağırlığını hissettirirken, 16. yüzyılda, Kanuni Sultan Süleyman döneminde yapılan selatin camiler Ayasofya’yla yarışa girer. Dekoratif sanatlar, kumaşlar, çiniler, hat ve tezhip sanatları en parlak dönemlerini yaşar. Daha sonra gelen gerileme dönemine rağmen, Osmanlı barok üslubu, hatta 19. yüzyıl Osmanlı eklektisizmi Boğaziçi kıyılarına yayılmış Doğu sanatının o mükemmel çizgilerini sürdürecektir.

Read More

Les Années folles de la Mode, 1920-1932

Modanın Kükreyen Yirmili Yılları, 1920-1932

Madeleine Ginsburg’un Fransızca metinli harika bir Fransız moda kitabı. Les annees, 1920-1932

Birinci Dünya Savaşı’nın sonunda, belirli bir kadın kurtuluşunun başlangıcıdır. Gerçekten de, çatışma sırasında çalışan erkeklerin yerini kadınlar aldı . Özgürlüğe susamışlardır ve her şeyden önce kıyafetleri içinde rahat olmak isterler.

1920’lerin modasının parolası modernlikti. Uzmanlar, anladığımız kadarıyla modanın bu zamanda doğduğunu düşünüyor.

Sınıf, rafine, Art Deco akımına gönderme yapan, basit geometrik şekillerle bu dönemin kadınlarının zarafeti..

“Kükreyen Yirmiler” havasına sahip bazı mücevher kreasyonları.

Read More

Beyoğlu’nda Bir Hafız | Kur’an’la Geçen Bir Ömür

Beyoğlu’nda Bir Hafız/Kur’ân’la Geçen Bir Ömür adlı bu eser, çok küçük yaşta Anadolu’dan İstanbul’a gelmiş, uzun süre Beyoğlu’nda bulunmuş ve o zamanın pek çok ünlü şahsiyetiyle tanışmış ve birçok önemli olaya şahit olmuş, dünden bugüne İstanbul’u bütün yönleriyle görüp değerlendirmiş Hafız Mehmet Ali Sarı’nın hatıralarından oluşmaktadır.
 
Bu eserde, üç padişah döneminde yaşamış, Saray hafızı unvanıyla meşhur, Sultan II. Abdülhamid Han’dan iltifatlar görmüş Hafız Ali Üsküdarlı gibi efsaneleşmiş bir büyükle…
 
Hattat ve Bestekâr Hafız Kemal Batanay gibi yeri doldurulmaz bir değerle…
 
İmam Hatip Okullarının açılmasında büyük emeği geçen gerçek âlim Celal Hoca (Mahmut Celalettin Ökten) ile…
 
Sadettin Kaynak, Mustafa Nafiz Irmak gibi iki ünlü bestekârla… Türk Sanat Musikisi üstadları Nevzad Atlığ ve Bekir Sıtkı Sezgin’le…
 
Ali Rıza Sağman, M.Zekâi Konrapa, Esat Gerede gibi daha nice Kur’ân ve musiki üstadıyla birebir yaşanmış ve şimdiye kadar hiçbir yerde anlatılmamış çok önemli hatıralar bulunuyor.
 
Mehmet Ali Sarı’nın hatıralarında ayrıca bir neslin yetişmesinde büyük fedakârlıklarda bulunan Gönenli Mehmet Efendi, Abdurrahman Gürses gibi seçkin pek çok kıymetli şahsiyetle yapılan özel görüşmeler ve değerlendirmeler de yer alıyor…
 
Ezanın yasaklandığı (Türkçe ezanlı) yıllarda camilere gidenler, neler yaşadılar ve ne hissettiler? Yassıada faciasına o günün insanı hangi gönül yangınıyla şahit oldu? Bu kitapta, yakın tarihimizde Müslümanların çektiği çileler, ıztıraplar, acılar; o günleri yakından görüp gözlemlemiş bir üstadın dilinden bir roman akıcılığıyla aktarılıyor.

Read More

Rosa Parks (Küçük İnsanlar Büyük hayaller)

Küçük İnsanlar, Büyük Hayaller serisinde yeni olan, bu ilham verici hikayede ‘Özgürlük Hareketinin Anası’ Rosa Parks’ın inanılmaz hayatını keşfedin. İlham veren bir sivil haklar aktivistinin bu gerçek hikayesinde, Rosa Parks Alabama’daki ayrımcılık sırasında büyüdü, ancak kendisine saygı duyması ve haklarını savunması öğretildi. 1955’te Rosa, ayrılmış bir otobüste yerini beyaz bir adama vermeyi reddetti ve Montgomery Otobüs Boykotunu ateşledi. Kararının medeni haklar üzerinde büyük bir etkisi oldu ve sonunda toplu taşımada ayrımcılığın sona ermesine yol açtı. Arkasında şık ve ilginç çizimler ve ekstra gerçekler bulunan bu güçlendirici dizi, dünyanın harika kadınlarının önemli hayat hikayelerini kutluyor. Tasarımcılar ve sanatçılardan bilim insanlarına kadar hepsi inanılmaz şeyler başarmaya devam etti, ancak hepsi hayata küçük bir çocuk olarak bir hayalle başladı. Bu kitaplar, bu rol modellerin hayatlarını çocuklar için erişilebilir kılıyor ve dünyayı değiştirecek gelecek nesil seçkin insanlara ilham verecek güçlü bir mesaj sunuyor!

Read More