Birçok dilin konuşulduğu, aynı tiyatro temsilinin farklı dillerde sahnelendiği Pera’dan, kentin para ve ticaret nabzının attığı Galata’ya, 1908’den sonra Cote d’Azur stili kumarhane kurulması planlanan Ayestafanos’tan o sırada Boğaziçi’nde küçük bir köy olan, ama yine de kamu parkıyla farklı bir yere sahip olan Bebek’e, çeşitli milletlerin bir arada yaşadığı büyük, karma bir köy olan Ortaköy’den kaplıcalarıyla Yalova’ya, kayık gezintileri ve flörtleriyle Göksu’ya İstanbul’un çeşitli semtleri.

Bekçisinden tulumbacısına, hamalından muhtarına, alafranga gece eğlenceleri düzenleyen Peralı zengin sarraftan, alaturka kıyafetinden vazgeçmek istemeyen mütevazı Levantene, falcı Kokona Elenko’dan Abdülhamid’in muskacısı Ebulhüda’ya, çeşit çeşit İstanbul tiplemesi…